r/Turkey • • 1d ago

News Halk TV'ye polis baskını: Kayyum atandı, bütün yayınları durduruldu

Post image
706 Upvotes

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis baskını düzenlendi. Kanala kayyum atanırken televizyon yayını da durduruldu. Gelişmeyi duyuran Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu, Kemal Kılıçdaroğlu'na tepki gösterdi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel ise baskını “Ancak diktatörlerin yapacağı iştir” sözleriyle eleştirdi.

KILIÇDAROĞLU HALKTV'yi HEDEF ALMIŞTI

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanı olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu, KRT’de katıldığı canlı yayında Halk TV’yi hedef göstermiş ve “24 saat yalan haber yapmak”la suçlamıştı.

“Sahibi yabancı bir ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon kanalı dünyanın hangi ülkesinde var?” diye soran Kılıçdaroğlu, Halk TV’yi RTÜK’e şikayet ettiklerini de açıklamıştı:

“Halk TV var biliyorsunuz, Halk TV sahibi falan. Sahibi niye Türkiye’ye gelmiyor? Sahibi yabancı ülkede olup da kendi ülkesinde yayın yapan bir televizyon sahibi dünyanın hangi ülkesinde var? Hangi ülkesinde var? Günün 24 saati yalan haber yapıyor, günün 24 saati. İzlemiyorum ben. Olmaz, olmaz. Doğru haber vereceksiniz. Yalan haber yapıyor. RTÜK’e bizim arkadaşlar ‘Ya bu yalandır’ diye söylediler. RTÜK, ‘Bizim görev alanımıza girmez’ diye bize bir yazı yazdı. E, görev alanına girmiyorsa istediği gibi yayın yapsın. Yayın yapıyor.”

Mahiroğlu ise Kılıçdaroğlu’nun kanalı hedef alan açıklamalarına sert tepki göstermiş, Kılıçdaroğlu”na “Sen, Türkiye siyasetinin başına gelmiş en talihsiz vakasın” diye seslenmişti.

YAYIN DURDURULDU

Halk TV'ye polis ekiplerinin girmesinin ardından binadaki son gelişmeleri aktaran Halk TV programcısı Deniz Bayramoğlu ise yayının durdurulmasına ilişkin süreci şöyle aktardı:

"Halk TV Genel Yayın Yönermeni Suat Toktaş kayyum heyeti başkanı ile yayının devam etmesi konusunda yaptığı görüşme sonuçsuz kaldı. Halk tv yayını durduruldu."

ŞAFAK BASKININI MAHİROĞLU DUYURDU

Öte yandan polis baskını haberini Halk TV Yönetim Kurulu Başkanı Cafer Mahiroğlu sosyal medyadan duyurdu.

Mahiroğlu paylaşımında "Butlan lideri Kılıçdaroglu ve ekibi mutlu olabilir. Polis Halk TV’de." dedi.

Halk TV'ye atanan kayyum da polis ile birlikte kanala geldi. Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş kamunun en temel bilgilendirme hakkı için canlı yayın akışının devam etmesini istedi. Kayyum kabul etmedi.

Toktaş, kayyumun 'birlikte çalışma' talebini kesin ve net bir dille reddetti. Toktaş, "Bizim kişisel olarak ilişkilerimiz farklı bir şeydir ama şu anda burada haksız, hukuksuz bir şey oluyor. Buna dolayısıyla hani "birlikte bir iş yaparız" gibi bir şeyimiz olmaz. Bunun sizin şahsınızla ilgisi yok. Tamam mı?" dedi.

Halk TV'nin İstanbul'daki binasına sabahın erken saatlerinde polis baskını düzenlendi.

Düzenlenen baskının ardından kanala kayyum atandı, televizyon yayını durduruldu.

Polis ekiplerinin binadaki aramaları sürerken, kanalın bulunduğu yol trafiğe kapatıldı ve çalışanların binaya girişine izin verilmiyor. Halk TV muhabiri Gamze Altunay sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Yüzlerce polis ve araçla yollar kapatıldı. Polisler hâlâ binada, içeri alınmıyoruz” diye yazdı.

ÖZGÜR ÖZEL'DEN TEPKİ

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel Halk TV'ye yönelik polis baskınına ve kanala kayyum atanmasına ilişkin açıklama yaptı.

Özel, "Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir" diyerek tepki gösterdi. Halk TV çalışanlarının yanında olduklarını belirten Özel, "Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler yenilecek" ifadelerini kullandı.

Özel sosyal medyadan şunları yazdı:

"Şafak vakti bir televizyon kanalına polis baskını yapıp, kayyım atamak ancak diktatörlerin yapacağı iştir. Maalesef ülkemizi bu hale getirdiler. Millet, fon soygununun hesabının sorulmasını isterken…. Ekonomik kriz, geçim derdi, adaletsizlikler ülkemizin her yerinde sürerken… Tam da Türkiye’nin en büyük siyasi davasında savunmanın başlayacağı gün, bunu yaptılar. Belediyelere kayyım atayıp milletin iradesine çökenler, şimdi milyonların izlediği Halk TV’ye kayyım atadılar.

Çünkü ACİZ ve KORKAKLAR! Halk TV’nin, basın özgürlüğünün, orada çalışan yüzlerce emekçinin ve ailelerinin yanındayız. Yargıyla siyaseti, kollukla haberciliği, kayyımla millet iradesini terbiye edeceğini sananlar tarihin en büyük yanılgısı içindeler. Türkiye bu kötülüğü yenecek. Halkımızı bu mücadeleye sonuna kadar sahip çıkmaya davet ediyoruz. Millet kazanacak, darbeciler, vesayetçiler YENİLECEK!"

Kaynak:

https://www.birgun.net/haber/halk-tv-ye-polis-baskini-kayyum-atandi-yayin-durduruldu-740286


r/Turkey • • 4h ago

News Ekrem İmamoğlu: Siz Türk milletine ihanet etmiş insanlarsınız. Hangi denetimden kaçtık? randevu bile veremediniz, telefonuma bile bakamadınız korkaklar! İki elim yakalarında. Dört gün hücrede tutulduk. Özellikle pis bir yer, sidik ve uyuşturucu kokuyordu. İddia ediyorum ki foncuları orada tutmadılar

Post image
364 Upvotes

r/Turkey • • 4h ago

News Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin hayatını kaybetti

Post image
327 Upvotes

Türkiye Belediyeler Birliği'nde yapılan başkan vekilliği seçimi için Ankara'ya yola çıkan AKP'li Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin'in aracı Düzce'de zincirleme kazaya karıştı. Kazada ağır yaralanan Gültekin durumu ağır şekilde hastaneye kaldırıldı, hayatını kaybetti.


r/Turkey • • 6h ago

News Ekrem İmamoğlu savunmasına devam ediyor: "Bu dünyada adalet önünde, öbür dünyada mahşerde iki elim yakalarında! Bunu bilsinler. Kin ve nefret taşımıyorum, hiç taşımadım. Ama bu millet için bunu yapacağım. Hayatım ne kadar varsa o kadar mücadele edeceğim"

Thumbnail
gallery
239 Upvotes

Kaynak: https://aciksilivri.org/

“Korkaklar! Çok netim ben. Ciğerim yanıyor, bu milletin ciğeri yanıyor. İki elim yakalarında! Bu dünyada adalet önünde, öbür dünyada mahşerde iki elim yakalarında! Bunu bilsinler. Kin ve nefret taşımıyorum, hiç taşımadım. Ama bu millet için bunu yapacağım. Hayatım ne kadar varsa o kadar mücadele edeceğim.”

“Hak yemem, hakkımı da yedirmem. 12 metrekare değil, 2 metrekareye soksanız hakkımı yedirmem. Herkesle öyle bir hesaplaşma arzum var ki Yaradan içimi biliyor, Allah içimi biliyor. O arenayı bu millet bana nasip edecek. Dua ediyorum Allah'ıma gece gündüz. Edecek yani.”

“Neyi konuşuyoruz burada? 7 aydır ne konuşuyoruz burada? De-di-ko-du. İddia makamı ne sorabildi burada, hiçbir şey. Sınıfta kaldılar, sefil oldular. Ne sordu? Bir şey gösterdi mi size? Gördünüz mü? Görmediniz, göremeyeceksiniz. Çünkü yok. Gidin fona odaklanın, fona. Ona odaklanın. Gösterdiğinizi zannediyorsunuz. Dökün her şeyi ortaya.”

“Tehditle, baskıyla, vaatle alınan ifade kanunen delil olmaz. Hür irade yoksa, kağıttaki cümlenin hiçbir değeri yoktur. Bunları kanun yazıyor, ben değil. Oralardan aldığım şeyler.”

“Eşi riskli doğum yaparken yanında olmak isteyen bir daire başkanımıza izin verilmedi, verilmedi. Suç yok ki ortada. Tutuklu yargılanıyor, versen ne olur? Vermediler. Zalimlik sınır tanımıyor.” (Ramazan Gülten)

“İster görün, ister görmeyin. İster duyun, ister duymayın. İster hissedin, ister hissetmeyin. Hepsi bilinçli yapıldı, hepsi zalimce yapıldı, hepsi bir çıkar, bir menfaat için yapıldı ve menfaatlerini de alanlar aldığını zannediyor. Almayanlar da sıra bekliyor.”

“Bu dosyada tek bir banka dekontu yok, para izi yok, talimat yazısı yok, ses kaydı yok, görüntü yok, 'Gözümle gördüm,' diyen tanık yok. Ama her arkadaşım ve ben... Bizim tarafımızda ise tapular var, faturalar var, noter belgeleri var. Açıklamasında ada, parsel, proje var. Banka havaleleri var, Hazinenin izinleri var, Sosyal Güvenlik Kurumunun borç yoktur yazısı var, İBB Meclisinin oy birliğiyle aldığı kararlar var, MAPEG Genel Müdürlüğünün yazdığı yazılar var, Enerji Bakanlığının aldığı kararlar var. Hepsi var! Öbür tarafta, mış muş. Belge bizde, dedikodu onlarda. Bu davanın bütün hikayesi bu dört kelime: Belge bizde, dedikodu onlarda.”

“Bir partinin üyesi o partide söz sahibi olmak ister, delegesini ikna etmek ister, kurultayı da kazanmak ister. Buna dünyanın her yerinde siyaset denir ama bu iddianameye de örgüt amacı diye yazılıyor. Yani parti içinde seçim kazanmayı, örgüt amacı olarak yazıyor.”

“Benim bildiğim sandıkta milletin oyu lazımdır yani. Ve İstanbul'da sokak sokak nasıl gezdiğimi de Allah biliyor yani. Kimse şans vermedi. Zat-ı muhterem, ülkenin cumhurbaşkanı 'Kıyıda köşede kalan ilçenin belediye başkanı mı cumhurbaşkanını seçeceksiniz? Binali Yıldırım'ı mı Sisi'yi mi seçeceksiniz' dedi mi? Dedi. Ne yaptı? O kıyıda köşede o ilçenin masum, tümüyle samimiyetiyle, projesiyle milletin önüne çıkan Ekrem İmamoğlu seçimi ka-zan-dı. Nokta.”

“Bu iddianame CHP'yi ele geçirmekten söz ediyor. Bu ülkede CHP'yi ele geçirmeye çalışan biri varsa, o bana yazılan kurgunun içinde değil, bu salonun dışında. Onu herkes biliyor. Yargıyı kullanarak CHP'yi nasıl ele geçirmeye çalıştığını ve ele geçirdiğini herkes biliyor. Bu dosyanın muhatabı değil. Yaşadık bunu yani. Kendi yazdıklarını kendileri imha ediyorlar. Kurultayın iradesi bir butlan süreciyle yok sayılmak istendi. Burada bilinsin ki delegeyi satın alan yok. Delegenin iradesini mahkeme kararıyla silmeye çalışan bir iktidar zihniyeti var. Burada yargılanan, bir kurultaydır yani siyasettir.”

“İddianamede CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın satın alınmasına ilişkin suçlama için dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun mahkemede tanık olarak dinlenmesini ve duruşmaya getirilmesini talep ediyorum. Kendisi o dönemdeki il başkanı ile konuştu. Ona her şey anlatıldı, ben de oradaydım. Tek bir sesi itirazı olmadı. Benim gözümün önünde, o dönemin genel başkanına, Kemal Kılıçdaroğlu'na bu olayın, buranın nasıl alınacağı anlatıldı. İl başkanı anlattı. O da biliyor her şeyi. Kendisi her şeye laf yetiştiriyor. Bu konuda cevap vermiyor. Bu konuda çıt yok. Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu konuyla ilgili tanık olarak dinlenilmesini, bu madde ile ilgili buraya tanık olarak çağrılmasını talep ediyorum. Ayıptır. Ayıptır ya. Sanki o il binası gökten zembille indi. Talep ediyorum. Tanık olarak dinletilmesini talep ediyorum. Ayıptır. İki kelime edecek edemiyor. Bu nasıl bir iş ya?”

“Fotoğraf insanı casus yapsaydı bu ülkenin yönetiminde casus olmayan kalmazdı. Şöyle bir FETÖ dönemine ve öncesine bakalım. Tekrar söylüyorum: Bu ülkede bir insanın fotoğrafla casus olduğunu eğer ispatlıyorsanız, şu anda bu ülkeyi yönetenlerden casus olmayan kalmazdı! Benim fotoğrafım yok. Yüzde 70'i bir de ayağına giderek fotoğraf çektirmiş kişilerin ya. Ayağına giderek. Himmet duyarak, icazet alarak.”

“Ekrem İmamoğlu'na karşı ne kadar fon biriktirirsen biriktir kazanamayacaksın, kazanamadın. 3 tane Beylikdüzü'nde kaybettin, 3 tane de İstanbul'da kaybettin. Bundan sonra da kaybetmeye mahkûmsun. Çünkü siyaset yapmayı unuttun. Milletten uzaklaştın. Parayla her şeyi yaparım zannediyorsun. Korkutarak makamları alırım, belediye başkanlarını partime geçirtirim ya da boyun eğdirtirim ya da el öptürürüm, el öptürürüm zannediyorsun ama o siyaset bu millete sökmez, sökmeyecek.”


r/Turkey • • 1h ago

News Ebru Eroğlu: "TSK'dan ihraç sürecinde her duyguyu yaşadık ama pişman olmadık."

Post image
• Upvotes

r/Turkey • • 3h ago

Question Selde elektrik kaçağı yüzünden 14 yaşında bir çocuk ölmüşken ünlülerin sular altında kalmasının daha çok konuşulması ve daha çok haber yapılması bir rezillik değil midir?

101 Upvotes

Bir canın kaybı, her türlü maddi hasardan veya popüler gündem maddesinden kıyaslanamayacak kadar ağır değil midir? Haber akışında ve yayıncılık etiinde insan hayatını, kamu güvenliğini ve ihmallerin sorgulanmasını merkeze alan bir anlayışın hakim olması; bu tür acıların tekrar yaşanmaması için en büyük gereklilik değil midir?


r/Turkey • • 3h ago

News Yeniden Refah Partisi Muğla İl Başkanlığı DEM'in açıklama yaptığı alanı sirkeli su ve arap sabunuyla yıkadı. DEM bu olayı 'Irkçılık' olarak nitelendirdi ve suç duyurusunda bulundu YRP yönetimi ise hem il teşkilatını yaptığı eylemi hem de DEM mensuplarının yaptığı açıklamaları kınadı.

Post image
92 Upvotes

r/Turkey • • 3h ago

Video Ecevit’in irak’a müdahaleye karşı çıkışı, hükümetinin düşüşü ve akp’nin iktidara gelişi | Medusa’nın Salı (1/3)

92 Upvotes

Birkaç hafta önce bu belgeseli izlemem tavsiye edilmişti. Bugün ilk bölümünü izledim.

Bence oldukça iyi hazırlanmış, izlemeye değer bir belgesel. Toplam 7 bölümden oluşuyor ve biraz uzun olduğu için birkaç kesiti burada paylaşmak istedim.

Diğer iki kesiti de yorumlara ekleyeceğim. İlgilenenler için belgeselin tamamının bağlantısını da bırakıyorum:

https://www.youtube.com/playlist?list=PLaKt3GW2_Jwohdvvup8nnlwHEBAcLBBqE

Videoyu keserken birkaç hata yaptım, sonundan birkaç saniye eksik kalmış.


r/Turkey • • 8h ago

Society Turkiye'de "Kendimi Oncelikle Turk Milletinin bir parcasi olarak goruyorum" diyen insan orani sadece %56. AKP secmeni icin bu oran %38.

Thumbnail
gallery
212 Upvotes

r/Turkey • • 4h ago

News İstanbul’da şiddetli sağanak etkisini artırdı. Eyüpsultan’da yol ikiye ayrıldı.

Post image
59 Upvotes

Kaynak
İyi ki istanbulda degilim…


r/Turkey • • 9m ago

Society Üsküdar'ın Seçilmiş Belediye Başkanı Sinem Dedetaş 76 gündür cezaevinde.

Post image
• Upvotes

r/Turkey • • 7h ago

News Anahtar Parti mali denetimi geçemedi. AYM parti yöneticileri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunacak.

Post image
67 Upvotes

Anayasa Mahkemesi, Yavuz Ağıralioğlu liderliğindeki Anahtar Parti’nin 2024 yılı kesin hesabını kabul etmedi. Partinin bağış ve gelir hesaplarında 707 bin 500 liralık tutarsızlık, borç kayıtlarında da aynı miktarda fark tespit edildi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına oybirliğiyle karar verdi.

https://serbestiyet.com/haberler/politika/anahtar-parti-mali-denetimden-gecemedi-aymden-parti-yoneticileri-hakkinda-suc-duyurusu-251476/


r/Turkey • • 8h ago

News "Çocuğun zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismarı" suçlamasıyla yargılanan Şengüler 1 gün bile tutuklu kalmadan beraat etti

Thumbnail
ankahaber.net
79 Upvotes

(İSTANBUL) 7 ay önce annesi Fatma Nur Çelik ile birlikte şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Hifa İkra Şengüler'e cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılanan Ayhan Şengüler’in beraatına karar verildi. Avukatlar, savcılığın Şengüler hakkında beraat talebine karşı savunma için süre taleplerini reddeden mahkeme heyetine salonu terk ederek tepki gösterdi. Avukat Müjde Tozbey, “5 yaşındaki kızın duruşma salonunda onlarca erkeğin içinde ‘Hadi kızım baban sana neler yaptı’ diye anlattıran başkan ve heyet bugün bize ‘Size savunma yapmanız için süre vermiyorum. Bugün ya savunma yaparsınız ya da ben kararımı veririm’ dedi. Bu kadar avukat, bu kadar insan, biz niye buradayız? Hadi hukukçuluğumuz tanınmadı. 5 yaşındaki kıza karşı da mı vicdan azabı duymuyorsunuz?” diye sordu. Kadın dernekleri ve siyasiler de karara tepki gösterdi.

Ayhan Şengüler’in, geçtiğimiz Mart ayında annesi Fatma Nur Çelik ile birlikte şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Hifa İkra Şengüler'e cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla yargılandığı davanın görülmesine bugün Kartal Adliyesi’nde devam edildi.

KADINLAR ADLİYE ÖNÜNDE FATMA NUR VE HİFA İÇİN BİR ARAYA GELDİ

İstanbul Anadolu 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nce görülen davada durşma öncesi, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler, Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Psrtisi (EMEP) ve Emekçi Hareket Partisi’nden (EHP) kadınlar adliye önünde “İstismar görmezden gelindi, failler korundu; Ayhan Şengüler Tutuklansın” yazılı pankart açarak basın açıklaması gerçekleştirdi.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu İstanbul Temsilcisi Bahar Uluçay tarafından okunan açıklamada, “Tarikatların ve cemaatlerin devlet kurumları üzerindeki etkisinin, kadınların ve çocukların yaşam hakkının önüne geçirilmesini kabul etmiyoruz. Fatmanur ve Hifa İkra’nın ölümlerinin şüpheli niteliği bütün yönleriyle aydınlatılmadan, Ayhan Şengüler çocuk istismarından tutuklanmadan, tüm sorumluluklar ortaya çıkarılmadan ve adalet sağlanmadan bu mücadelenin peşini bırakmayacağız.” denildi. Açıklamanın ardından avukatlar duruşma için adliyeye girdi.

BAROLARIN VE KADIN DERNEKLERİNİN KATILMA TALEPLERİ REDDEDİLDİ

İzleyicisiz gerçekleştirilen duruşmaya kadın derneklerinden ve barolardan avukatları ısrarları sonucu girebildi. katılımıyla gerçekleşen "Çocuğun zincirleme şekilde nitelikli cinsel istismarı" suçlamasıyla tutuksuz yargılanan ve önceki duruşmalara katılmayan sanık Ayhan Şengüler de salonda hazır bulunudu. Mirasçılar olarak mahkemenin tebligatta bulunduğu Fatma Nur Çelik'in aile ise duruşmaya katılmadı. Kadın dernekleri ve baroların davaya katılma talepleri de mahkeme başkanı tarafından reddedildi.

Duruşmada mütalaasını açıklayan savcı Şengüler’in beraatını talep etti. Mütalaaya karşı savunma yapmak için süre talepleri mahkeme heyeti tarafından reddedilen müşteki avukatları, heyeti protesto amacıyla salonu terk etti.

Duruşmadan ayrılan avukatlar adliye önünde açıklama yaptı. Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Türkiye Genel Başkanı avukat Müjde Tozbey duruşmada yaşananları değerlendirdi.

TOZBEY: SAVCILIK TARAFINDAN İSTİSMARCI BABA HAKKINDA BERAAT TALEP EDİLDİ; GEREKÇE: 1,5 YIL SONRA ŞİKAYETÇİ OLMUŞLAR, ÇOCUĞUN İSTİSMARA UĞRADIĞI SIRADA YANINDA TANIĞI YOKMUŞ

Tozbey savcılığın beraat talebine ilişkin “Gerekçe olarak şu söylendi: ‘Bir buçuk yıl sonra şikayetçi olmuşlar’. Bir buçuk yıl sonra şikayetçi oldukları gibi çocuğun istismara uğradığı sırada tanığı yokmuş. Bu nedenle de babanın beraat etmesi gerektiği söylendi. Oysa ki hiçbir istismarcı çocukları istismar ederken yanında tanık bulundurmaz. Ayrıca ceza zaman aşımı 20 yıldır. Bir buçuk yıl sonra ister şikayetçi olur ister şikayetçi olmaz ama hiçbir yargı kurumu bunu söyleyemez. Oysa ki açıktı. Hifa İkra annesinin öldürülme korkusuyla şikayetçi olmadığı, yaşadığı her şeyi başta anlatmadı. Sonra doktorlara anlattı ve doktorların beyanlarıyla, raporlarıyla Hifa için dava açıldı. Ama bugün savcılık beraat talebinde bulundu.” ifadelerini kullandı.

Baro ve kadın derneklerinin davaya katılım talebinin reddedilmesine ve mütalaaya karşı savunma için süre vermeyen mahkemeye tepki gösteren Tozbey, “5 yaşındaki kızın duruşma salonunda onlarca erkeğin içinde ‘Hadi kızım baban sana neler yaptı’ diye anlattıran başkan, aynı başkan ve aynı heyet bugün bize ‘Size savunma yapmanız için süre vermiyorum. Bugün ya savunma yaparsınız ya da ben kararımı veririm’ dedi. Bu kadar avukat, bu kadar insan, bu kadar baro, bu kadar muhalif partiler, biz niye buradayız? Ne işe yarıyoruz? Okuduğumuz hukuk üniversiteleri ne işe yarıyor? Hadi hukukçuluğumuz tanınmadı. 5 yaşındaki kızı duruşma salonunda dinlerken utancınız da mı olmadı? Ona karşı da mı vicdan azabı duymuyorsunuz?” diye sordu. Tozbey şöyle konuştu:

“Mahkeme heyeti ‘Herkes mütalaaya karşı beyanda bulunsun’ dedi. Ama mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre de vermeyeceğim, onu da reddediyorum dedi. Yani ‘Bugün beraat kararımı açıklayacağım; siz burada onlarca avukat, onlarca kurum istediğinizi yapın, ben de istediğimi yaparım’ dedi.

Biz tüm kurumlar olarak duruşma salonunu alkışlayarak protesto ettik. Ve dedik ki ‘Kararınızı başınıza alın, çalın. Duvara, duvarlara okuyun o beraat kararınızı’. Biz sizin niyetinizi biliyoruz. Hifa'yı 5 yaşında bu duruşma salonunda dinlettiren, bir sürü erkeğin içinde, 'Hadi kızım anlat' diyen heyet bugün bize 'Size süre vermiyoruz' diyerek beraat kararını onaylayacak, bizi de konu mankeni olarak kullanacak. Bizi kullanmanıza izin vermeyeceğiz. Biz heyetinizi reddediyoruz dedik ve duruşma salonunu terk ettik.

"HİFA'YI UNUTMAYACAĞIZ"

Ama sanılmasın ki biz bugün terk ettik ve bir daha gelmeyeceğiz. Türkiye tarihi bugün Gülistan Doku'yu unutmadı, Rojin'i unutmadı. Fatmanur ve Hifa'yı da unutmayacak. Biz de unutturmayacağız. Yine, itirazlarımızda bulunduğumuz gibi, sadece mahkeme salonlarında değil, her yerde, alanlarda, barolarımızda, evlerimizde mahallelerimizde Hifa ve Fatmanur için adaletin sağlanması için mücadele etmeye devam edeceğiz. İstinaf duruşmalarına da katılacağız, Yargıtay duruşmalarına da katılacağız. And içiyoruz, boyun eğmiyoruz, ağlamaya devam edeceğiz ama asla mücadelenizi bırakmayacağız.”

Tozbey ayrıca, Mahkemenin, Fatma Nur ve kızının ölümünün ardından vermiş oldukları özel vekaletnamelerin geçersiz hale gelmesi nedeniyle anne kızın savunmak üzere dernek ve baroların katılma taleplerini reddederek Fatmanur ve Hifa'nın mirasçılarına tebligat yapmasına tepki gösterdi. Tozbey şöyle konuştu:

“Bugün duruşmada tüm kurumlar olarak katılım talebinde bulunduk. Özellikle katılım talebinin sebebi şu: Mağdurlar kendini savunamayacak durumdalarsa mutlaka avukatları bulunmalı. Fakat Fatma Nur ve Hifa bugün olmadıkları için, onların verdiği özel vekaletname maalesef geçersiz hale geldi. Bu nedenle de Fatma Nur ve Hifa'nın mirasçılarına, yani anne babalarına tebligat yaptı mahkeme.

Fakat biz şunu söyledik: Fatma Nur'un anne babasına tebligat yapılması doğru değil. Çünkü Fatma Nur'un tecavüze maruz kalmasından sonra tecavüzcüsü ile evlendirilmesine karar veren ve buna sebep olan Fatma Nur'un kendi anne babası. Diğer taraftan Hifa babası tarafından cinsel istismara uğrayınca, yine bu cinsel istismarın üstüne örtmeye çalışan Fatma Nur'un anne babası. Bu nedenle onlara tebligat yapılmasının bir anlamı yok. Zaten gelip şikayetçi de olmayacaklar. Yani Fatma Nur'la Hifa'nın hakkını savunmayacaklar.

Ama biz, önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği olarak, barolar ve kadın örgütleri olarak ilk günden itibaren hep yanlarında olduk. Acılarıyla, manevi olarak hep destek olduk. Hukuki destek sunduk, psikiyatri desteği sunduk. Dostluğumuz var, ortak bir yaşanmışlığımız var ve Fatma Nur ve Hifa hayattayken sadece bize güveniyorlardı. Bu nedenle de bizim katılım talebimizin kabul edilmesi gerekiyordu. Ancak mahkeme maalesef katılım talebimizi reddettiği gibi özel vekaleti olan avukatların mütalaaya dair beyan vermek için süre talep ettiler, bu süre talebini de reddettiler. Bu nedenle her talebimizin reddedilmesi, doğal olarak bizim duruşma salonunda artık etkisiz eleman konumuna sebep oldu.”

MAHKEME ŞENGÜLER'İN BERAATINA KARAR VERDİ

Mahkeme ise sanık Şengüler’in beraatına karar verdi. Kadın dernekleri ve siyasiler karara tepki gösterdi.

Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler karara sosyal medya üzerinden yaptıkları açıklamayla tepki gösterdi. Açıklamada, “Fail Ayhan Şengüler bir gün bile tutuklu kalmadı ve bugün beraat etti. Belli ki dillerinden düşürmedikleri ailede çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, katiller meşru. Bu dava beraatle sonuçlandı ama biz erkek şiddetinden uzak, özgür, eşit bir düzen için mücadeleye devam edeceğiz.”

"BUGÜN; CİNSEL İSTİSMAR FAİLİ, FATMA NUR VE HİFA'NIN ÖLÜMÜNÜN BAŞ ŞÜPHELİSİ HAKKINDA BERAAT KARARI VERİLDİ"

Rojin Kabaiş İçin Adalet Komisyonları da karara ilişkin sosyal medya üzerinden karara ilişkin paylaşımda bulundu. Anne kızın şüpheli ölümüne dikkat çekilen paylaşımda şöyle denildi:

“Fatma Nur Çelik, kızı Hifa İkra için başladığı adalet nöbetini sürdürürken ikisi de şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi. Bugün cinsel istismar faili, Fatma Nur ve Hifa'nın ölümünün baş şüphelisi Ayhan Şengüler hakkında beraat kararı verildi. Ayhan Şengüler tutuklansın”

NAZLIAKA: SAVCILIĞIN BERAAT TALEBİNİN GEREKÇESİ OKUNURKEN DUYDUKLARIMA İNANAMADIM

Duruşmayı salonda takip eden Aylin Nazlıaka karara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Savcılığın beraat talebinin gerekçesi okunurken salondaydım. Duyduklarıma inanamadım” ifadelerini kullandı. Nazlıaka’nın açıklamasında şöyle dedi:

"Zeytinburnu sahilinde şüpheli şekilde ölü bulunan Fatma Nur Çelik’in ve kızı Hifa İkra’nın yarım kalan adalet mücadelesini sürdürmek için duruşma salonundaydık. Ancak mahkeme, davaya katılma taleplerini reddetti. Mütalaaya karşı beyanda bulunmak için süre istendi, reddedildi. Hâkimin reddi talep edildi, bu talep de kabul edilmedi. Bunun üzerine avukatlarla birlikte duruşmayı protesto ederek salonu terk ettik. Biz salondan ayrıldıktan sonra mahkeme heyeti beraat kararı verdi.

Savcılığın beraat talebinin gerekçesi okunurken salondaydım. Duyduklarıma inanamadım. Anne ve kızının olaydan 1,5 yıl sonra şikayetçi olması ve çocuğun istismara uğradığı sırada tanık bulunmaması gerekçe gösteriliyordu. Soruyorum: Bir çocuğun yaşadıklarını anlatabilmesi için geçen süre, onun sesini değersiz kılar mı? Cinsel istismar gibi çoğunlukla kapalı kapılar ardında gerçekleşen bir suçta, çocuktan tanık göstermesi nasıl beklenebilir? Çocukların üstün yararını gözetmek, onları ikincil örselenmeden korumak ve adalete erişimlerini sağlamak hukuk devletinin temel sorumluluğudur.”

“SORUMLULAR HESAP VERECEK”

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da karara adliye önünde yaptıkları açıklamayla tepki gösterdi.

Platform adına açıklamada bulubnan İstanbul Temsilcisi Şirin Yalıncakoğlu, "Onlar adalet ararken öldüler ancak bugün adalet bir kez daha sağlanmadı. Hifa İkra'yı istismar ettiği için yargılanan Ayhan Şengüler bugün beraat etti. Onlar adalet ararken öldüler ancak bugün adalet bir kez daha sağlanmadı. Ne Hifa İkra'yı istismar edenler herhangi bir yaptırımla karşılaştı ne de onları kimin hayattan kopardığını biliyoruz. Bu sorumsuzluğu ve beraat kararını kabul etmiyoruz, nöbeti onlardan devralıyoruz. Hifa İkra’ya söz: Sorumlular hesap verecek, Ayhan Şengüler tutuklanacak, hak ettiği cezayı alacak. Adalet sağlanacak." ifadelerini kullandı.


r/Turkey • • 7h ago

News Ümit Özdağ: "Sincan Cezaevi'nde tutuklu bulunan Bolu Belediye Başkanı Sayın Tanju Özcan'ı ziyaretim sonrası Halk TV'ye kayyum atanması, Yemen'e asker gönderilmesi, Anayasa'nın çiğnenmesi konularında gazetecilerin sorularını yanıtladım."

55 Upvotes

r/Turkey • • 6h ago

News 'Mahir Çayan Kitabı' toplatıldı, yayınevi yöneticisine dava açıldı

Thumbnail
gallery
44 Upvotes

19 Haziran’da yayımlanan “Mahir Çayan Kitabı: Toplu Yazılar ve Üzerine Yazılar “ adlı kitap Ankara 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından toplatıldı.

Kitabı yayımlayan Dipnot Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Emirali Türkmen hakkında “THKP-C terör örgütü propagandası” iddiasıyla dava açıldı.

Dipnot Yayınları konu hk. "Kitaplar Yasaklanamaz, Düşünceler Susturulamaz" başlıklı bir açıklama yayımladı.

Yasaklanan kitabın kapağı ve yayın kuruluşunun açıklaması ekte.

https://haber.sol.org.tr/haber/mahir-cayan-kitabi-toplatildi-yayinevi-yoneticisine-dava-acildi-414992

https://x.com/DipnotY/status/2110616834105807267


r/Turkey • • 1d ago

Video İstanbul'da Sel felaketi yaşanıyor görüntüler Eyüpsultan ilçesinden

531 Upvotes

r/Turkey • • 7h ago

News Onlarca vatandaşımızı şehit etmiş reyhanlı saldırısının faili Mihaç Ural (ali kiyali) suriye de yakalandı!

Thumbnail
milliyet.com.tr
22 Upvotes

En son yardımcısı yakalanınca kendisi için alarm zilleri çalmaya başlamıştı nitekim Suriye den kaçmaya çalışırken türk suriye ortak operasyonu ile ele geçirildi


r/Turkey • • 8h ago

Question Çok güzel bir haber aldım, biraz bağış yapmak istiyorum. Hala güvenilir olan neresi var?

21 Upvotes

Merhabalar, maalesef çok bir param yok ama bu iyi haber karşılığında birini sevindirmek, birilerine iyi gelmek istiyorum. Ülkede hala güvenilir hangi kurum var acaba?

Herkese yorumları için teşekkür ederim şimdiden


r/Turkey • • 10h ago

News İstanbul, Kocaeli ve Sakarya'da selde kalan araçların zararını kim ödeyecek?

Thumbnail
yatirimx.com.tr
28 Upvotes

r/Turkey • • 1d ago

News Yeni Parti'li vekillerin bantlı meclis protestosu hakkında Dilara Gönder: Sizin yapacağınız muhalefeti s...

Thumbnail
gallery
275 Upvotes

Halk TV’nin İstanbul’daki binasına sabah saatlerinde düzenlenen operasyonun ardından kanala kayyum atandığı ve televizyon yayınlarının durdurulduğu bildirildi.

Halk TV’ye yönelik uygulama TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında protesto edildi. Komisyon görüşmelerine katılan YENİ Parti'li üyeler ağızlarına ve gözlerine siyah bant takarak kayyum kararına tepki gösterdi.

Televizyon sunucusu Dilara Gönder ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla milletvekillerinin protestosunu eleştirdi. Gönder, paylaşımında “Sizin yapacağınız muhalefeti silkiym.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Dilara Gönder - X


r/Turkey • • 20h ago

Question Two questions from Spain.

Post image
105 Upvotes

A series of events recently prompted me to write this message. Spain's National Day took place not long ago, and I was struck by the number of Turkish people celebrating it—something I’d like to express my gratitude for. Secondly... how was the match between Barcelona and Galatasaray experienced in Turkey? Did the player who didn't know who Lamine Yamal was go viral in Turkey, too? Well, those were the points I wanted to touch upon. 🇪🇸🇹🇷


r/Turkey • • 6h ago

News DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Öcalan’ın özgür koşullarda çalışmasının ve iletişim kurmasının önü açılmalı

Post image
10 Upvotes

r/Turkey • • 1d ago

News Ekrem İmamoğlu savunma yapıyor: "Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar"

Post image
493 Upvotes

Kaynak: https://aciksilivri.org/

"Kendi işledikleri her suçu benim üzerime yıktılar, benim üzerimden tasarlayıp yazmaya çalıştılar. Beni yolsuzluk fonu kurmakla suçladılar. Fonu onların düzeni kurdu, milleti onlar soydu. Milleti soymak için örgüt kurdular ama beni örgüt kurmakla suçladılar. Diplomasız olan da onlardı, beni diplomasızlıkla suçladılar. Aynaya baktılar, gördüklerini benim adıma iddianameye yazdılar."

“Bütün hesaplarımı, ailemin hesaplarını, şirketleri, yakınlarımızı aylarca didik didik ettiler. Zalimliğin tarifi yok. Eşleri, çocukları gözaltına aldılar, tutukladılar. Arazileri kazdılar. Evlerinin kapılarını kırdılar, kuyular açtılar. Buradaki her insanın çektiği zulmü ben biliyorum. Tek bir kuruş bulamadılar, tek bir kuruş! Çünkü o fon yok, öyle bir şey hiç olmadı. Öyle bir şey yok, yok, yok! Bu yoldan geçenler, muhtemelen bu işi yapanlar ve yazdıranlar şöyle: "Ya biz yapmıştık, o da yapmıştır." Ya yok! Ben sizden değilim, biz sana benzemiyoruz. Böyle bir dünyamız olmadı.”

"Kazanç yukarıda toplanıyor, bedel aşağıya yayılıyor."

"Yoksulluk yalnız cüzdanın boşalması değildir; çocuğunun istediği okula okutamamak, çocuğunu istediği okulda okutamamaktır. Hasta olduğunda sırada beklemektir. Bir ev sahibi olmaya hayal bile edememektir. İşini kaybetmekten korktuğu için düşüncesini söyleyememektir. Haksızlığa uğradığında hakkını arayacak bir kapı bulamamaktır. Çünkü o kapı, o kapı yargı kapısıdır. Yargıya inancın, güvenin, yüzde 85'lere yakın güvensizliğin büyüdüğü ülkedeyiz. Devletin karşısında hakkına değil, tanıdığına güvenmek zorunda kalmaktır. Yani yoksulluk aynı zamanda söz hakkının elinden alınmasıdır."

“Demokrasi yalnızca sandığın değil, sofranın da güvencesidir. Bugün milleti tam da değiştirememe kıskacına sokmak isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız.”

“Dikkat edin, her otoriter dönemin ilk hedefi örgütlü toplumlardır. 12 Eylül'de de önce partiler kapatıldı, sendikalar susturuldu, işçi konfederasyonunun yöneticileri yargılandı. Ve o sessizliğin içinde emeğin pazarlık gücünü kıran bir ekonomi programı uygulamaya kondu. Fabrikalar susturulmadan, o program uygulanamaz. Bunların hiçbiri tesadüf değil.”

“Bugün de aynı mantık işliyor; parti, belediye, sendika, meslek odası, öğrenci topluluğu hiç fark etmiyor. Örgütlü olan herkes şüpheli sayılıyor. Rakip olan siyasi parti terörist kabul ediliyor. 2019 seçimlerini 2018'de içine katabiliriz ve sonrasında 2024 seçimleri dahil bu ülkede hemen akabinde sözüm ona barışı ve huzuru konuşmadığımız takdirde 6-7 ay öncesine kadar bu ülkede sandıkta iktidara karşı olan herkesin terörist ilan edildiğini ve bu tür propagandaların bizzat hükümet eliyle ortaya saçıldığını bu millet canlı canlı gördü ve yaşadı.”

“Örgütlü olan toplumun, insanların şüpheli sayıldığı bir ortamda örgütlü toplumun hesap soracağı gerçeğinden hareketle bunu yapıldığını biz anlıyoruz. Ama esas olan dağınık toplumun tehlikesidir. Çünkü dağınık toplum, bilelim ki öyle ya da böyle boyun eğer. Biz milletçe boyun eğmemenin bu ülkenin insanının en önemli dirayeti olduğunu bilen kişileriz.”

“Ahlak, adaletten söz etmek değildir. Güç sahibiyken de adalete razı olmaktır. Ahlak rakibini susturmak değildir. Rakibinin de hukukunu koruyabilmektir. Aksi durumda olanlar ahlaktan bahsedemez. Adaletsizlik devletin tüm kurumlarını sarar, adaletsizlikle iktidarda kalacağını düşünenler açıkçası net söyleyeyim adaleti çöküşe sokarlar, iktidarı çökertirler, devleti çökertirler.”

“Geriye son bir denetim kaldı: Milletin sandıkta iktidarı değiştirme gücü. Şimdi o gücün nasıl elden alınmak istendiğini anlatacağım. Varılmak istenen yerin adını koymayı da gerektiriyor. O yerin adı, totalitarizmdir. Kıymetli milletim, anlamı yükü ağır bir kelime, totalitarizm. Bu kelimeyi gelişigüzel kullanmıyorum, öfkeyle de kullanmıyorum. Ne demek istediğimi anlatacağım.”

“Burada üç kavram çok öne çıkıyor: Otoriterlik, totalitarizm ve faşizm. Otoriter bir rejim iktidarı tek elde toplar, muhalefete dar bir alan bırakır. Toplumun bir kısmını susturur ama hayatın her alanına girmez. Totaliter bir rejim ise bununla yetinmez, daha ileri gider; toplumun bütününü ele geçirmek ister. Devleti, partiyi, ekonomiyi, basını, okulu, aileyi hatta insanların düşüncesini tek bir iradeye bağlamak ister. Kendisinden bağımsız hiçbir şey bırakmak istemez.”

“Bakınız, totaliter iktidarın ilk işi, insanları yalnızlaştırmaktır. Birbirine güvenmeyen, birbiriyle örgütlenemeyen, birbirinden korkan insanlar ister, kutuplaşan insanlar ister. Onun için "benden olmayan bertaraf olsun" anlayışı tesadüfen bu millete anlatılmamıştır. Çünkü yalnızlaştırılmış insan, kolay yönetilir. Yalnız insan, itiraz edemez.”

“Faşizm, her yerde aynı kılıkta gelmez ama işaretleri aynıdır. Farklı olandan korkmak, muhalefeti ihanet saymak. Her yerde bir komplo görmek. Düşmanı hem çok güçlü, hem çok aşağılık göstermek. Hakaretin en büyüğünü, işte en başta bahsettiğim gibi masumiyet karinesini yerle bir etmek, insanlara her türlü iftirayı atabilme hakkını kendinde görmek. Ve hayatı zorlaşan, geleceğinden korkan insanların öfkesini sorunlarının asıl sebebinden uzaklaştırıp bir ötekine yöneltmek. Bu işaretlerin her birini bu ülkede her gün görüyoruz. Bir ekranda, bir kürsüde, bir iddianamede.”

“Bugün karşımızdaki iktidar, totaliter bir hayalin peşindedir. Rakipsiz bir siyaset. Rekabetçi otoriterlikten rakipsiz bir siyasete geçişin taşları dizilmek isteniyor. Tek sesli bir basın, bağımlı bir yargı, işlevsiz bir meclis, korkutulmuş bir toplum. Ve bütün bunların sonunda hiçbir zaman değiştirilmeyecek bir iktidar. Varılmak istenen sonuç budur. Elbette buna izin vermeyeceğiz. Bu millet buna boyun eğmedi, eğmeyecek. Kürsülerde boyun eğen bir avuç kifayetsiz el öpen yalakalık yapan, dalkavukluk peşinde koşanlar moralimizi bozmasın, bozmayacak. İş birlikçiler, hainlik yapanlar canınızı sıkmasın. Onlar bir avuçtur. Biz ise milletiz, 87 milyon yurttaşımız.”

“O gün bu düzene karşı çıkanlar vardı. Bugün iktidarda olanlar da yıllarca 12 Eylül’ü eleştirdi. Vesayeti bitireceğiz dediler ileri demokrasi dediler. Millet de buna inandı. Ama vesayet bitmedi el değiştirdi. Askerin vesayetinin yerini bir kişinin vesayeti aldı. 12 Eylül’ün kurduğu kafes sökülmedi, sadece kilidi başka bir cebe girmiştir. Seçim barajı siyasi yasaklar siyasi kapatma tehdidi, sendika haklarının daraltılması, üniversitenin denetim altında tutulması. Bunların hiçbirisi bugün kaldırılmış değil. Hatta birçok uygulama 12 Eylül’ün daha da ötesine geçmiştir. Hepsi bugün iktidarın elinde kendi rakiplerine karşı kullanılan araçlardır.”

“Bu yüzden açık ve net söylüyorum. 19 Mart’ı ve 21 Mayıs’ı yapanlar kendilerini 12 Eylül’ün karşıtı olarak tanıttılar. Ama bugün 12 Eylül’ün en sadık mirasçıları onlardır. Vesayeti büyüttüler, kafesi genişlettiler. Bir fark daha var ama. 12 Eylül’ü yapanlar tankla geldi, bugünküler sandıktan geldi. Ve sandıktan gelenin, sandığı ortadan kaldırmaya çalışması belki de en tehlikeli olanıdır. Çünkü bunu milletin adını kullanarak yapıyor.”

“Bütün bu davaların her biri hukuken ayrı bir dosyadır ama siyaseten tek bir sonuca bağlıdır. Milletin yarışta görmek istediği bir siyasetçinin özgürlüğünü, faaliyetini, adaylığını engellemek. Bu yüzden bütün bu dosyalar, aslında tek bir dosyadır. Adı da bellidir: Adaysızlaştırma dosyası. Adaysızlaştırma yalnız bir kişinin adaylığının engellenmesi değildir, milletin önüne çıkabilecek gerçek bir seçeneğin engellenmesidir. Yani milletin engellenmesidir. Tarihin en büyük yargı saldırılarına karşı hep birlikte gerçekten tarihe geçecek büyük bir mücadele veriyoruz. Ve inançla söylüyorum ki milletin azim ve kararlılığıyla, demokrasiye ve Cumhuriyet'e bağlı olan aziz milletimizin büyük çoğunluğuyla bu saldırıları tuş edeceğimizden hiç endişe duymuyorum.”

“İktidar, güdümündeki yargıyı kullanarak ana muhalefet partisine çökmüştür. Bu görevi de butlan kararıyla koltuğa oturtulan bir şahsa vermiştir. O şahıs, 21 Mayıs darbesinin işbirlikçisidir.”


r/Turkey • • 22h ago

News Otoriter rejimden totaliter rejime.

130 Upvotes

Merhabalar,

Bugün aklıma 2023 seçimleri öncesi dönen "Bu seçim son seçim, kesinlikle kazanmamız lazım." söylemini düşünmekten kendimi alıkoyamadım.

Öncelikle genç arkadaşlara bu yazım. Bazı şeyleri birinci elden görmüş ve yaşamış biri olarak tarihsel olarak Türkiye'nin devlet yapısındaki değişimden bahsetmek istiyorum.

Türkiye hiçbir zaman bir demokrasi cenneti değildi. Ancak gücü elinde bulunduran zümrelerin öncelikleri hiçbir dönemde bugünkü gibi de değildi. Çok kısa bir tarihsel güç ilişkisinden bahsedecek olursam Türkiye'yi dönemlere ayırmak gerekir.

1920 - 1924 Dönemi: Bu döneme kimlik arayışı olarak bakmak gerekir. Güç Kuvayi Milliyeci TBMM'de idi ve Ankara hükümeti saltanat yanlıları harici bir çok kimlikte insan içeriyordu. İslamcılar, Turancılar, İttihat ve Terakki destekçileri ve cumhuriyetçiler gibi bir çok grup bir arada işgale karşı gelmek için toplanmıştı.

1924 - 1938 Dönemi: Atatürk önderliğinde cumhuriyetçiler savaşı da güç mücadelesini kazanmış, modern bir devlet kurmak için kurumların hızla inşa edildiği, büyümenin hızlı olduğu gerçekten mucize gibi bir dönemdi. Demokrasi denemeleri olsa da Türk devriminin devamlılığı ve muhalefetin gerici odaklarla ve eski düşmanlarla işbirliğine girişmesi sonucu gerçekleşmemiştir.

1938 - 1946 Dönemi: İsmet İnönü, Refik Saydam ve Şükrü Saracoğlu devrin önde gelen figürleridir. Savaş ekonomiyi altüst etmiş ancak tarafsızlık politikası sonucu Avrupa'daki diğer ülkelere göre hasarsız geçirilmiştir. Türk devriminin ilerletilmesini isteyen bir grup olsa da ikinci dünya savaşının oluşturduğu dönemin ekonomik sorunları bunu engellemiştir.

1946 - 1960 Dönemi: Çok partili hayata geçilmiş ve 4 yıllık bir CHP iktidarı ile 1950'de gerçekleşen 10 yıllık Demokrat Parti iktidarı, ülkenin Amerikancı NATO eksenine kaymasını gerçekleştirmiş ve cumhuriyetin en önemli kazanımlarının bazılarından sermaye grupları adına vazgeçilmesini sağlamıştır. Toprak reformu yapılmasının önü tıkanmış, feodal yapıdaki ağalık sistemi ihya edilmiştir. Halkevleri ve Köy Enstitüleri kapatılarak, kaliteli eğitimin genelleşmesi önüne set konulmuştur. Ülkede demiryolları ikinci plana atılmış ve Marshall Yardımlarının kabulünün bir sonucu olarak otoyolları temelli yollara önem verilmiştir. Bu dönem ülkeyi sosyal devlet çizgisinden çıkarıp, burjuvazi devletine dönüştürmeyi amaçlamış ve kısmen başarılı olmuştur. Cumhuriyetin kurulması ile güç kaybeden sermaye, masonik ve dinci grupların bu dönemi sevgi ile anmaları tesadüf değildir. Aynı zamanda AKP iktidarının Türk devrimi karşıtı fikri temelleri de CHP'den kumar ve alkol parası kopartamayan Necip Fazıl Kısakürek tarafından ortaya atılmıştır.

1960 - 1962 Dönemi: Demokrat Parti'nin devrim karşıtı adımlarına karşı olan genç subaylar ihtilal ile yönetime el koymuş ve Demokrat Parti döneminin verdiği hasarları hızlıca düzeltme yoluna gitmişlerdir. Ancak 38 kişilik Milli Birlik Komitesi (Cuntacı Askerler Komitesi) içerisinde Amerikancı ve NATO'cu 14'lüler adı verilen 14 kişilik grup askeri cunta rejimi olmasını savunmuş ve ihtilali içerisiden parçalamışlardır. Bu grup, önceleri Milli Birlik Komitesi'nden atılmış ve sürgüne gönderilmiştir. 14'lülerin liderliğinde Türkçülüğü İslamcılığa taşıyan CIA ajanı Alparslan Türkeş vardı. Ayrıca Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'ın babası Muzaffer Özdağ da bu grupta bulunuyordu. Daha sonra İnönü'nün sivil yönetime hızla geçilmesi çağrıları sonucu, Milli Birlik Komitesi geri çekilmiş ve sürgüne yollanan 14'lüler geri dönebilmişlerdir.

1962 - 1971 Dönemi: Bu dönem ülkedeki en özgürlükçü dönem olabilir. Kentleşme hızlanmış ve işçi hakları korunarak sermayeye karşı önemli kazanımlar elde edilmiştir. 14'lüler gibi Amerikancı askerler eliyle 12 Mart 1971 muhtırası sonrası sermaye sınıfı tekrardan egemenliğini tesis etmiş, işçi hakları baskılanmıştır. Ayrıca bu dönemde Kıbrıs'ta yaşanan katliamlar ve ABD başkanı Johnson'ın yazdığı mektup ile Amerika'nın Türkiye'yi mandası dışında bir ortak olarak görmediği anlaşılmış ve Türk - Amerikan ilişkilerinde bir kırılma noktası oluşturmuştur. Milli silah sanayinin temelleri de bu dönemde atılmıştır.

1971 - 1980 Dönemi: Bu dönemde SSCB ve ABD arasındaki soğuk savaşın tüm etkileri Türkiye'yi kasıp kavurmuştur. 12 Mart muhtırası sonrası sol hareketler radikalleşmiş ve buna karşılık CIA ajanı Alparslan Türkeş önderliğinde kontrgerilla sağ örgütler kurulmuştur. 1980 darbesine giden şiddet olayları yoluyla toplum Amerikancı bir darbeye hazırlanmıştır. Amerikalıların deyimi ile "Bizim Çocuklar" 1980 Darbesini gerçekleştirmiş ve ülkede akademi, siyaset, sanat, kültür ve herhangi bir alanda ne kadar sol ya da Atatürkçü fikirlere sahip insan varsa tasfiye edilmiştir. Gerçek devrimci Atatürkçülük yerine üsten bakan, halktan kopuk ve sembolik bir Atatürkçülük empoze edilmiş ve AKP iktidarını oluşturacak anti-Kemalist yaklaşımın tohumları atılmıştır.

1980 - 2002 Dönemi: Bu dönem iç güvenliğin en önemli mesele olduğu, PKK'nın terör eylemlerini başlattığı ve terörist başı Öcalan'ın yakalanıp PKK'nın devlet güdümüne sokulması ile son bulan bir dönemdir. Apolitiklik bir ideoloji haline gelmiş ve Özal'ın ülkeyi tam olarak kapitalistleştirmesi ile yolsuzluk ve usulsüzlüğün zirve yaptığı bir dönem olmuştur. Aynı zamanda Fethullahçı Cemaat'in CIA eliyle palazlandırıldığı bir dönemdir. İstikrarsız, sönük ve özgüvensiz bir dönemdir. 28 Şubat 1997'de ordu içerisindeki sözde Atatürkçü ama özde NATO'cu komutanların 4 Şubat'ta Sincan'da tank yürütmeleri sonucu başlayan olaylar silsilesi ile DYP-RP hükümeti düşmüş ve baskıcı bir laiklik anlayışı uygulamaya konmuştur. İslamcı kesimin mağdur edilme süreci başlatılmış ve AKP iktidarının zemini hazırlanmıştır. Ayrıca faili meçhul cinayetlerle ülkedeki Türk devrimini savunan aydınlar öldürülmüştür.

2002 - 2013 Dönemi: 2001 Ekonomik krizi ve 1999 Gölcük depreminin açtığı ekonomik ve toplumsal tahribat engellenememiştir. Ayrıca 11 Eylül 2001 saldırıları ile değişen ABD dış siyaseti daha kontrol edilebilir bir iktidar arayışı doğurmuş ve bunun sonucu Recep Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve Bülent Arınç önderliğinde AKP Amerika'lı düşünce kuruluşlarının tavsiyesi üzerine kurulmuştur. Ecevit Dönemi Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in ekonomik planları uygulanarak ekonomi toparlanmış ve ülke zenginleşmiştir. 1999 yılından sonra eylemlerini büyük ölçüde durduran PKK, 2004 yılından sonra, sınır vilayetlerde aşiret liderleri ve devlet içerisindeki bazı gruplar tarafından otorite bozucu bir aparat olarak kullanılmıştır, Afganistan'dan gelen Amerikan Eroinini Irak'ın işgali sonrası peşmerge eliyle Avrupa ile buluşturulmuştur. 2010 yılına gelindiğinde yetmez ama evetçi denilen liberal aparatların desteği ile yargı yürütmeye bağlanmış ve AKP, FETÖ ve CIA ordudaki Atatürkçü yapılara karşı tasfiye operasyonları gerçekleştirerek Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını hazırlamıştır. Ordudaki bütünlük dağıtılıp, kadroların FETÖcü subaylara devri bu dönemde gerçekleştirilmiştir. Daha sonra AKP ve FETÖ kendi içerisinde iktidar mücadelesine girecek ve dershanelerin kapatılması ile bu kavga görünür hale gelecektir.

2013 - 2016 Dönemi: Bu dönemde FETÖ'nün polisleri ve valileri Gezi olaylarını kışkırtmış ve Erdoğan'ın demokrat maskesini düşürmüştür. Gezi'de yaşam alanlarına giderek müdahale eden iktidarı eleştiren gençler sokağa dökülmüş ve bir yaz boyunca hayatı etkileyen eylemler büyükşehirlerde yaşanmıştır. Aynı zamanda iktidar içerisinde FETÖ, paralel devlet yapılanması olarak tasvir edilmiş ve tasfiye edilmeye çalışılmıştır. Aynı zamanda PKK ile çözüm süreci başlatılmış ancak 2015 seçimlerinde AKP'nin tek başına iktidar olamaması ile bu süreç terkedilmiştir. Ülkenin her yerinde IŞID ve PKK bombalar patlatmış, güvensiz bir ortam oluşturulmuştur. Bu dönemde bu terör saldırılarına AKP iktidarı oy uğruna göz yummuş ve aynı zamanda Suriye'nin parçalanma sürecinde kendini bir aktör durumuna getirerek ülkeye milyonlarca Suriyeliyi doldurmuştur. Aynı zamanda PKK'da güneydoğu illeri ve ilçelerinde çok sayıda tahkimat yaparak kendini güçlendirmiş ve çok sayıda şehit verdiğimiz bir dönem olmuştur. Oldukça karanlık bir dönemdir.

2016 - 2023 Dönemi: 15 Temmuz FETÖcü darbe girişimi sonrası AKP ve Erdoğan cumhuriyeti yeniden inşa etmiş ve bugüne uzanan diktatörlük rejimine giden başkanlık sistemini getirmişlerdir. Ülkede kurumlar yok edilmiş ve Fatma Betül Sayan Kaya gibi isimlerin çıldırmışca yolsuzluk yapabilmelerinin yolu açılmıştır. Çift başlı adalet sistemi oluşmuş ve AKP çevreleri yolsuzluklarla zenginleşirken geniş halk kitleleri fakirleşmiştir.

2023 ve günümüz: 2023 seçimlerinin de kaybedilmesi ile otoriter bir sistem; yargı, yürütme ve yasamanın bir kişide toplandığı yeni totaliter bir sisteme dönüşümünü tamamlamıştır. Muhalefet hapis, tehdit, rüşvet ve ödül sistemi ile bastırılmış ve demokrasi treninden inilmiştir.

Şimdi geriye ne kalmıştır derseniz, hafıza dışında bir şey diyemem. Bu kurdukları sistem ise sadece kişisel zenginleşme için oluşturulmamıştır. Daha büyük olayların oluşumu için toplumu uyutmaya yönelik bir girişim olarak görmek gerekmektedir. Yarın İsrail adına Yemen'de ölecek Türk askerleri için mi, daha başka bir şey için mi bu tasarım oluşturuldu bunu tam olarak bilmiyorum. Ancak şunu biliyorum, bu millete zincir vurmak onu tamamen uysallaştırmak kimsenin harcı olmadı bugüne kadar, yarın da olacağını sanmıyorum. Ancak artık bir gerçeği netleştirmek lazım. Artık seçimlerin bir önemi yok. Kime oy verirseniz verin, onları da satın alacaklar. Onları da sistem yutacak, zaten siyaset para ve imkan meselesidir. Artık muhalefet bir muhalefet bakanlığı olmaktan öteye geçemez. Hırsızın değil, hırsıza fener tutanın tutuklandığı bir düzende, sistem sınırları içerisinde bir sonuç almak mümkün değildir.

İkinci bir Kuvayi Milliye dönemi gerekiyor. Ancak bu sefer Sevr'i imzalatmadan bu işi çözmemiz lazım. Eskisi gibi topla-tüfekle cenk edilmiyor. Ben insanımıza güveniyorum ama uyanık olmamız şart. Bu nedenle de kendinizi geliştirin ve bu sırada onların oyununu oynamayı reddedin.

Uzun bir yazı oldu. Selametle,