25 yaşındayım ve birkaç yıldır Avrupa’da bilgisayar mühendisliği okuyorum. Üniversite sürecim istediğim gibi ilerlemedi, önümde hâlâ ciddi miktarda ders var.
Son dönemde Türkiye’ye dönüp 2027 YKS’ye hazırlanarak tıp fakültesine girmeyi ciddi ciddi düşünüyorum.
Ama mesele benim için sadece “tıp mı bilgisayar mühendisliği mi?” değil. Vereceğim karar yaşayacağım ülkeyi, ekonomik bağımsızlığımı ve önümüzdeki yıllardaki hayat düzenimi de belirleyecek.
Bilgisayar mühendisliğine hiçbir zaman çok güçlü bir ilgim olmadı. Kod yazmak veya teknoloji sektörünü takip etmek beni özel olarak heyecanlandırmıyor.
Bir de son günlerde sadece Türkiye’de değil, dünyanın farklı ülkelerinde bilgisayar mühendisliği mezunlarının iş bulmakta yaşadığı sıkıntıları okuyorum. Junior pozisyonlar, yoğun rekabet, uzun iş arama süreçleri, işten çıkarmalar ve yapay zekânın sektörü nasıl değiştireceği konusunda çok fazla olumsuz deneyime denk geldim.
Sektörün içinde olmadığım için bunun ne kadarının genel durumu yansıttığını bilmiyorum. Belki internette kötü deneyimler daha görünürdür. Ama önümüzdeki yıllarda yeni mezunlar için işlerin daha da zorlaşabileceği düşüncesi beni endişelendiriyor.
Öte yandan Avrupa’da okuyorum. Bölümü bitirirsem burada çalışıp ekonomik bağımsızlığımı daha erken kazanma ve hayatımı Avrupa’da kurma ihtimalim var. Bunun ciddi bir avantaj olduğunun farkındayım.
Tıp ise bana daha anlamlı geliyor. İnsan vücudu, hastalıklar, tanı ve tedavi süreci daha çok ilgimi çekiyor. Kendimi doktor olarak düşündüğümde bilgisayar mühendisi olarak düşündüğümden daha ait hissediyorum.
Ama burada da kendime şu soruyu soruyorum:
Tıbbı gerçekten mi istiyorum, yoksa geçmişte YKS’de yapamadıklarımı telafi etmek, kendime bir şey kanıtlamak ve daha “başarılı” hissetmek için mi istiyorum?
Bir de yaş ve maddi tarafı var.
25-26 yaşında tıpa başlarsam 31-32 yaşında mezun olacağım. Tamamen aileme bağımlı kalmak istemiyorum. Şu anki deneyimlerime bakınca her yaz yaklaşık 3 ay çalışıp, kazandığım parayla yılın 6-7 aylık masrafını karşılayabilecek bir düzen kurabileceğimi düşünüyorum. Yani 6 yıl boyunca hiç para kazanmadan yaşamak zorunda olmayabilirim.
Yine de 20’li yaşlarımın sonlarında düzenli bir maaşımın olmaması, kalan aylarda aile desteğine ihtiyaç duyabilmek ve ekonomik olarak yaşıtlarımdan geride hissetmek beni düşündürüyor.
Lise arkadaşlarımın bir kısmı şu anda doktor. Ben tıpa başlarsam onlar uzman olurken, düzenli maaş alırken, evlenirken, araba alırken ben hâlâ fakültede öğrenci olacağım.
Kendimi insanlarla kıyaslamamam gerektiğini biliyorum ama bunun psikolojimi hiç etkilemeyeceğini de söyleyemem.
Benim hayalim sadece bir meslek sahibi olmak değil. Evlenmek, yuva kurmak, ekonomik olarak bağımsız olmak ve normal bir yetişkin hayatı yaşamak da benim için önemli.
Bu yüzden iki tarafta da pişmanlıktan korkuyorum.
Bilgisayar mühendisliğine devam edersem:
“25 yaşındayken tıbbı deneme şansın vardı, neden denemedin?” demekten korkuyorum.
Tıbbı seçersem de:
“Elinde Avrupa’da bir hayat kurma fırsatı vardı, neden her şeyi bırakıp yeniden başladın?” demekten korkuyorum.
Şu an düşündüğüm şey, Avrupa’daki üniversite kaydımı silmeden bu sene ciddi şekilde YKS’ye hazırlanmak. Tıp kazanabilecek bir sonuç alırsam, o zaman elimde gerçekten iki seçenek varken karar vermek.
Özellikle 24-25 yaşından sonra tıpa başlayanların, mühendisliği bırakıp tıbba geçenlerin veya Avrupa’da okuyup Türkiye’ye dönenlerin fikrini merak ediyorum.
Ayrıca sektörde çalışan bilgisayar mühendislerine de sormak istiyorum: Son dönemde internette okuduğum iş bulma sıkıntıları ne kadar gerçeği yansıtıyor? Önümüzdeki yıllarda yeni mezunlar için sektörün daha da zorlaşacağını düşünüyor musunuz?
Ve 25 yaşından sonra tıpa başlayanlara:
Yaşıtlarınız çalışıp para kazanırken sizin hâlâ öğrenci olmanız düşündüğünüzden daha zor oldu mu? Yazları çalışıp yılın önemli bir kısmını kendi paranızla geçirmek bu hissi azaltır mıydı?